Görüşmek istemiyorum dedim sana neden anlamıyorsun. Bak yine gelme dediğim halde gelmişsin kapıma, böyle yaparak beni daha da sinirlendiğinin farkındasın değil mi? Ama yok beyimiz hayırdan olmazdan görüşmek istemiyorumdan anlamıyor. Kalın kafalı ya herşeyi bi gülümseme ve bi espriyle halledeceğini sanıyor iki tatlı söz söyledim mi tamam abi kız tava gelir diye düşünüyor, o eski saf kızdan eser kalmadı haberin yok senin gelişmemiş zekandan çıkan esprilere çocuklar bile gülmüyor artık beni mi güldürebileceğini sanıyorsun o şebekliklerinle.
Yine telefonda kalbi kırılmış üzülmüş sevgili numaraları çekiyorsun sanki anlamadık ben çok kötü kalpliymişim de beyefendi kapımıza kadar teşrif etmiş ayaklarımıza gelmiş bi kapı açmamışım. Yontulmamış odun insan önce bi sorar değil mi yorgun musun canın mı sıkkın niye kendini eve kapattın depresyondamısın yoksa diye? Görüşmek istemiyosun sebebi ne acaba diye nerde... senden kibarlık anlayış bekleyende hata zaten kapıya dayanınca rezillik çıkartma komşulara sakız olmayalım diye kapıyı açıyorum bide kızıyosun ne bu surat yine naptım ben diye o laubalilik pişmiş kelle gibi sırıtıp ben senin neşeni yerine getiririm şimdi falan demeler...
Biraz ciddi ol ciddi en azından dinliyormuş gibi yap.İnsan gibi derdimizi anlatalım belki bi işe yarar çözüm bulamaz ama hiç olmazsa konuşmuş olurum diyorum ama yook lafımı ikide bi bölmeler beni hiç dinlemeden başka şeyler anlatmaya çalışmalar bi canımlar cicimler. Ulan ayı seni adam yerine koyup derdimi anlatıyorum yalandan da olsa dinliyomuş gibi yapsana sırıtıp durcana karşımda bide salak salak temel fıkraları anlatmazmı karşımda şeytan diyo bas tekmeyi kıçına nolacaksa olsun. Niye bu kadar çok düşünüyosun yok üzülcekmiş yok yazıkmış ne yazığı be bana yazık asıl senin gibi embesile ne diye katlandıysam bunca zaman...
Al işte kendime kızmak sinirlenmek için bi sebep daha offf sen yanımda durdukça daha kötü oluyorum ben defol git hayatımdan umutlarımdan seni tanımıyorum artık ne halin varsa gör.
Bide yok kalbi hızlanmışta benim yanımda heyecanlanıyomuşta eli ayağına dolanıyomuş. Ulan abaza herif biraz sırıtsak yüzüne hemen üstümüze atlıcan demi sanki anlamadık yavaş yavaş sokulman elimi tutup kalbine koyman falan bana teselli vermeye değil resmen ön sevişmeye başladı üzerime atlıcak ayı. Sana insan gibi dert anlatmaya çalışıyorum biraz dinlesen beni bana bu kadar yaklaşmaman gerekitğini anlardın hatta fersah fersah uzağa kaçman gerekirdi çünkü benim bütün sinirimin sebebi zaten sensin...
Mankafa olurda insan bu kadar olmaz yani bak o kadar kızdım yine sana hakaret etmiyorum zaten kavga etmeyi hiç sevmem veya başka insanların benim yüzümden üzülmesini hiç istemem bu yüzden ya benim başıma gelen herşeyin sebebi.. neyse yine döndüm dolaştım kendime kızmaya başladım artık hep aynı sonu yaşamaktan sıkıldım. Kurtuldum onda şimdilik tabi söylemek istediklerimi daha az kırıcı bir şekilde söyledim.
Neyse Oooohhhhh be rahatladım :) sonunda döktüm içimdekileri işte sana karşı gerçek hislerim. şimdi kafan basmaz ama ne hissettiğimi biraz anlıyorsundur umarım....
30 Aralık 2011 Cuma
20 Aralık 2011 Salı
Kar Tanesİ
Kar yağıyor üzerime... ıssız hayatıma yeni bir soğuk getiriyor ve ölen duygularımın üzerini kaplayan bir battaniye gibi kaplıyor benliğimi beyaz kar taneleri... Üşüyorum, çırılçıplak kalmış hissediyorum bir tipi altında bedenimi. Fark etmiyor kimse donuyorum.
Saçlarım bembeyaz oluyor kardan, tek bir siyah tel görünmüyor, vücudum kardan adama dönüşüyor sanki...kalbimin hala attığını bilmesem kendimi bu sonsuz beyazlığın ve soğuğun içine bırakıp tüm duygularımın buz tutmasına izin vereceğim.
Haykırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor soğuktan, morarmış dudaklarımı açıyorum sonuna kadar avazım çıktığı kadar bağırıyorum, sadece ben duyuyorum sessizçığlığımı, sadece ben biliyorum bağırdığımı, karanlık ve soğuk içinde daha da ıssız hissediyorum kendimi.... Yapayanlız üşüyorum...
Gözüme bir kar tanesi takılıyor, ne kadar güzel ne kadar eşsiz... Diğer karlardan ayrı duruyor zaten ayrı olduğu için koruyabiliyor şeklini eşsizliğini....Kendi yanlızlığımı düşünüyorum ve sonkez hayran hayran bakıyorum Kar Tanesine erimeden önce....
Saçlarım bembeyaz oluyor kardan, tek bir siyah tel görünmüyor, vücudum kardan adama dönüşüyor sanki...kalbimin hala attığını bilmesem kendimi bu sonsuz beyazlığın ve soğuğun içine bırakıp tüm duygularımın buz tutmasına izin vereceğim.
Haykırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor soğuktan, morarmış dudaklarımı açıyorum sonuna kadar avazım çıktığı kadar bağırıyorum, sadece ben duyuyorum sessizçığlığımı, sadece ben biliyorum bağırdığımı, karanlık ve soğuk içinde daha da ıssız hissediyorum kendimi.... Yapayanlız üşüyorum...
Gözüme bir kar tanesi takılıyor, ne kadar güzel ne kadar eşsiz... Diğer karlardan ayrı duruyor zaten ayrı olduğu için koruyabiliyor şeklini eşsizliğini....Kendi yanlızlığımı düşünüyorum ve sonkez hayran hayran bakıyorum Kar Tanesine erimeden önce....
16 Aralık 2011 Cuma
Biri Beni Mimledi
Ayyy çok heyecanlandım çünkü bu ilk, herşeyin ilki heyecan verir değil mi.... Sanırım ilk blog yazmaya başladığımda da böyle korkuyla karışık bir heyecan hissetmiştim şimdi de aynı hissi yaşıyorum bunun için teşekkürler deeptone .
Yaa beni nie böyle zor bir durumda bıraktın bu yanına kalmayacak :))) kızma şaka yapıorum daha önce evrenden birşey istemeyi düşünmemiştim bu yüzden zor ve uzun bir liste olacak benimkisi çünkü 12 şeyin yeterli olacağını sanmıyorum...
Mim konusu: Yeni yıldan istediğimiz 12 şeyi yazıyoruz.Sınırsız seçim hakkımız var.Buyrun hazırlayın listenizi, evrene duyurun sesinizi.Ardından da gönderiverin 12 kişiye..
işte benim listem:
- ilk olarka yılbaşında büyük ikramiyeyi kazanmak istiyorum. Bu konuda çok hayallerim var umarım gerçek olur evren sesimi duyuyormusun :)
-piyango bana çıktıktan sonra işimden ayrılıp dünya turuna çıkmak istiyorum ilk gitmeyi istediğim ülke de Japonya...
-Tekrar üniversiteye gitmek istiyorum. Bu sefer sınava falan girmeden hangi bölümü istiyorsam gidip kaydımı yaptırmak ve öğrenci olmak istiyorum.
- Beni gerçekten ben olduğum için hiçbir beklentisi olmadan sevecek ve benimde onu sevebileceğim birisi çıksın karşıma bu sene artık
-İstanbulun trafik sorununun bitmesini istiyorum. trafik olmasa yarım saatte gideceğim yere 2 saattte gitmek hergün işe geç kalmak gerçekten sinir ediyor beni..
- Dünyadaki bütün savaşların bitmesini ve insanlar birbirlerini öldürmemesini diliyorum.
-İnsanların susuzluktan ve açlıktan ölmemesini diliyorum. Gelişmiş ülkeler bu kadar zenginlik ve israf içinde yaşarken gelişmemiş ülkelerdeki insanların haline dayanamıyorum. sanırım dünya turu yaparken bütün paramı o ülkelerde açlık ve susuzlukla savaşmak için harcayıp beş parasız dönücem ülkeme...
-Piri reisin haritasının kayıp kısmı bulunsun ve haritanın sırrı çözülsün.gerçekten çok merak ediyorum o haritayı nasıl çizmiş :)
-Mayaların yaşadığı zamana gidip neden takvimlerinin 21 Aralık 2012 de bittiğini ve o tarihte ne olacağını sormak isterdim
-İngilizcemi geliştirmek ve Japonca öğrenmek istiyorum. Hatta dünyadaki bütün dilleri konuşabilmek isterim...
-Yüzüklerin efendisini serisini tekrar gösterime girmesini istiyorum evde dvdsi var ve 10 kez izlemişimdir belki ama tekrar sinemada izlemek istiyorum.
- Bu yıla damgasını vuracak bir buluş yapmak istiyorum hayal benim değil mi istiyorum işte istiyorum evren lütfen duy sesimi :)))
Mimlediklerim:
HYPATİA,Hayal Kahvem, Hayat'ın Kendisi, Defansif Matmazel, Dişi Realist, simgee,ASİ YAPINCAK, sonkartanesi, Pinkfreud, adamın biri, Bolat.
Yaa beni nie böyle zor bir durumda bıraktın bu yanına kalmayacak :))) kızma şaka yapıorum daha önce evrenden birşey istemeyi düşünmemiştim bu yüzden zor ve uzun bir liste olacak benimkisi çünkü 12 şeyin yeterli olacağını sanmıyorum...
Mim konusu: Yeni yıldan istediğimiz 12 şeyi yazıyoruz.Sınırsız seçim hakkımız var.Buyrun hazırlayın listenizi, evrene duyurun sesinizi.Ardından da gönderiverin 12 kişiye..
işte benim listem:
- ilk olarka yılbaşında büyük ikramiyeyi kazanmak istiyorum. Bu konuda çok hayallerim var umarım gerçek olur evren sesimi duyuyormusun :)
-piyango bana çıktıktan sonra işimden ayrılıp dünya turuna çıkmak istiyorum ilk gitmeyi istediğim ülke de Japonya...
-Tekrar üniversiteye gitmek istiyorum. Bu sefer sınava falan girmeden hangi bölümü istiyorsam gidip kaydımı yaptırmak ve öğrenci olmak istiyorum.
- Beni gerçekten ben olduğum için hiçbir beklentisi olmadan sevecek ve benimde onu sevebileceğim birisi çıksın karşıma bu sene artık
-İstanbulun trafik sorununun bitmesini istiyorum. trafik olmasa yarım saatte gideceğim yere 2 saattte gitmek hergün işe geç kalmak gerçekten sinir ediyor beni..
- Dünyadaki bütün savaşların bitmesini ve insanlar birbirlerini öldürmemesini diliyorum.
-İnsanların susuzluktan ve açlıktan ölmemesini diliyorum. Gelişmiş ülkeler bu kadar zenginlik ve israf içinde yaşarken gelişmemiş ülkelerdeki insanların haline dayanamıyorum. sanırım dünya turu yaparken bütün paramı o ülkelerde açlık ve susuzlukla savaşmak için harcayıp beş parasız dönücem ülkeme...
-Piri reisin haritasının kayıp kısmı bulunsun ve haritanın sırrı çözülsün.gerçekten çok merak ediyorum o haritayı nasıl çizmiş :)
-Mayaların yaşadığı zamana gidip neden takvimlerinin 21 Aralık 2012 de bittiğini ve o tarihte ne olacağını sormak isterdim
-İngilizcemi geliştirmek ve Japonca öğrenmek istiyorum. Hatta dünyadaki bütün dilleri konuşabilmek isterim...
-Yüzüklerin efendisini serisini tekrar gösterime girmesini istiyorum evde dvdsi var ve 10 kez izlemişimdir belki ama tekrar sinemada izlemek istiyorum.
- Bu yıla damgasını vuracak bir buluş yapmak istiyorum hayal benim değil mi istiyorum işte istiyorum evren lütfen duy sesimi :)))
Mimlediklerim:
HYPATİA,Hayal Kahvem, Hayat'ın Kendisi, Defansif Matmazel, Dişi Realist, simgee,ASİ YAPINCAK, sonkartanesi, Pinkfreud, adamın biri, Bolat.
13 Aralık 2011 Salı
10 Aralık 2011 Cumartesi
9 Aralık 2011 Cuma
KüçüK bir ÇocuK...
Geçen gün salonda kanepaye uzanmış düşünüyordum.
Ben ne zamandan beri böyle isyankar böyle nefret dolu ve hayata küskün olarak yaşıyorum...
Ve geçmişe yolculuğuma başladım zihnimde taaa çocukluğuma kadar indim gerçekten.
O zaman anladım bu psikologların insanın çocukluğundan ne istediklerini.
Çocukluğumuzda yaşadığımız şeyler günümüzde yaşadığımız ve anlam veremediğimiz pekçok sorunun, problemin sebebini ve çözümünü içinde barındırıyor.
Biliyorum kendi kendine uzun saatler boyunca düşünmek belki sorunlarıma bir çözüm olmayacak ama kendimi dinlemek bile mutlu edebiliyor bazen...
Bu düşüncelerle balıklama daldım çocukluğuma hatta bebekliğime.
Evet bebekliğime diyorum çünkü iki yaşımdaki bazı olayları bile hatırladığımı fark ettim çok şaşırarak.
Annemin beni emzirmeyi bıraktığı dönemdi aklımda küçük kareler halinde olaylar duruyor gerçekten.
Sonra iki yaşımda kaplıcaya gittiğimiz gün var ailecek birde kapadokyada bir deve görmüştüm çok süslü ve büyüktü ki aklımdan hiç çıkmamış...
hepsini hatırlıyorum hayretler içinde, görüntüler o kadar netki beynimde sanki o anı tekrar yaşıyorum.
Birde taşınmayla ilgili bir anı var bir kamyonun kasasında kaçak mülteciler gibi gidişimizi hatırlıyorum.
Bunları düşünürken fark ettim çokta kötü anımın olmadığını çocukluk yıllarıma ait.
Peki bendeki sorun neydi de ben bu kadar isyankar olmuştum.
Normal bir memur baba normal bir ev hanımı anne normal kardeşler sadece biraz kalabalığız...
dört kardeş olmayı hiç sevemedim hep neden tek olmadığımı düşünüp durdum çocukluğumda da şimdide sanırım aile planlaması pek yaygın değil o zamanlar..
ve memur maaşıyla ev geçinmeye çalışan bu yüzden bizim isteklerimize hiçbir zaman öncelik verilmeyen normal bir ev.
Bu şekilde film karesi gibi düşünüyordum çocukluğumu.
Ve birden altı yaşında okul bahçesinde oyuna daldığı için saati unutup annesini meraklandıran bir kızın anısı geldi gözlerimin önüne..
Sanırım o benim, evet evet hatırlıyorum oyun o kadar eğlenceliydi ki ne zamanın farkındaydık arkadaşımla ne de güneşin batmakta olduğunun.
Okulun bahçe kapısından içeri annem elinde kalın bir budaklı değnekle girip beni heryerim morarana kadar dövdüğü anda bile suçumun ne olduğunu anlayamıyordum.
Hayatımda hiç bu kadar acı çekmemiştim ve bu kadar ağlamamıştım o güne kadar, sadece acıdan değildi ağlamalarım annemin beni suçsuz yere dövmesini hazmedemiyordum içimde.
Sadece annemin beni ne kadar merak ettiğini heryerde beni aradığını duymuştum sinirli sesinin ve bağırmalarının arasında ama neden dayak yediğimi halaa anlayamamıştım.
Ben arkadaşımla anaokulunun bahçesinde oyun oynuyordum ve bu suç değildi...
Beni haksız yere döven annemden ilk defa o zaman nefret etmiştim, altı yaşındaydım, haksızlığa uğramıştım ve sonra devamı geldi tabii ki .....
Ben ne zamandan beri böyle isyankar böyle nefret dolu ve hayata küskün olarak yaşıyorum...
Ve geçmişe yolculuğuma başladım zihnimde taaa çocukluğuma kadar indim gerçekten.
O zaman anladım bu psikologların insanın çocukluğundan ne istediklerini.
Çocukluğumuzda yaşadığımız şeyler günümüzde yaşadığımız ve anlam veremediğimiz pekçok sorunun, problemin sebebini ve çözümünü içinde barındırıyor.
Biliyorum kendi kendine uzun saatler boyunca düşünmek belki sorunlarıma bir çözüm olmayacak ama kendimi dinlemek bile mutlu edebiliyor bazen...
Bu düşüncelerle balıklama daldım çocukluğuma hatta bebekliğime.
Evet bebekliğime diyorum çünkü iki yaşımdaki bazı olayları bile hatırladığımı fark ettim çok şaşırarak.
Annemin beni emzirmeyi bıraktığı dönemdi aklımda küçük kareler halinde olaylar duruyor gerçekten.
Sonra iki yaşımda kaplıcaya gittiğimiz gün var ailecek birde kapadokyada bir deve görmüştüm çok süslü ve büyüktü ki aklımdan hiç çıkmamış...
hepsini hatırlıyorum hayretler içinde, görüntüler o kadar netki beynimde sanki o anı tekrar yaşıyorum.
Birde taşınmayla ilgili bir anı var bir kamyonun kasasında kaçak mülteciler gibi gidişimizi hatırlıyorum.
Bunları düşünürken fark ettim çokta kötü anımın olmadığını çocukluk yıllarıma ait.
Peki bendeki sorun neydi de ben bu kadar isyankar olmuştum.
Normal bir memur baba normal bir ev hanımı anne normal kardeşler sadece biraz kalabalığız...
dört kardeş olmayı hiç sevemedim hep neden tek olmadığımı düşünüp durdum çocukluğumda da şimdide sanırım aile planlaması pek yaygın değil o zamanlar..
ve memur maaşıyla ev geçinmeye çalışan bu yüzden bizim isteklerimize hiçbir zaman öncelik verilmeyen normal bir ev.
Bu şekilde film karesi gibi düşünüyordum çocukluğumu.
Ve birden altı yaşında okul bahçesinde oyuna daldığı için saati unutup annesini meraklandıran bir kızın anısı geldi gözlerimin önüne..
Sanırım o benim, evet evet hatırlıyorum oyun o kadar eğlenceliydi ki ne zamanın farkındaydık arkadaşımla ne de güneşin batmakta olduğunun.
Okulun bahçe kapısından içeri annem elinde kalın bir budaklı değnekle girip beni heryerim morarana kadar dövdüğü anda bile suçumun ne olduğunu anlayamıyordum.
Hayatımda hiç bu kadar acı çekmemiştim ve bu kadar ağlamamıştım o güne kadar, sadece acıdan değildi ağlamalarım annemin beni suçsuz yere dövmesini hazmedemiyordum içimde.
Sadece annemin beni ne kadar merak ettiğini heryerde beni aradığını duymuştum sinirli sesinin ve bağırmalarının arasında ama neden dayak yediğimi halaa anlayamamıştım.
Ben arkadaşımla anaokulunun bahçesinde oyun oynuyordum ve bu suç değildi...
Beni haksız yere döven annemden ilk defa o zaman nefret etmiştim, altı yaşındaydım, haksızlığa uğramıştım ve sonra devamı geldi tabii ki .....
Sen benimle, ben sen...
Her zaman güçlü görünmek, gülmek, gururlu durmak zorunda değiliz ki... Sahte gücün,mutluluğun ne önemi var ki..Bazen benim de senin de odamda yalnız kalmaya, acıyı, yalnızlığı yaşamaya ihtiyacımız yok mu? Şablonları bırak gitsin. Çizilmiş maskeler, yalan senaryolar hepsi isteyenin olsun. Sen ve Ben'de sana söylediğim gibi her durumde,birbirinden çok farklı yerlerde beni göreceksin... Gülerken, ağlarken,kalabalık bir buluşmada, Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde bir köşede. Bu sabah odamda, çok iyi bildiğin cenin pozisyonumda kendimleyim. Sen bir yerde ben bir yerde olsak da aynı gökyüzünde buluşuyoruz. Dünyanın sadece güçlü, duyarsız, beton yürekli insanlara ihtiyacı yok. Dünyanın, insanlığını hassaslığını, kırılganlığını gösterebilen ruhlara ihtiyacı var. Duygularını göstermekten korkmayan, paylaşan, gerçek özgüvenin bu olduğunu anlayan ve duvarlarını indirebilen. Bu sabah odamın kapısı kilitli, yüreğim sonuna kadar açık, gözlerim yüklü. Ben burda, sen orada... Sen benimle, ben se...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


