20 Aralık 2011 Salı

Kar Tanesİ

Kar yağıyor üzerime... ıssız hayatıma yeni bir soğuk getiriyor ve ölen duygularımın üzerini kaplayan bir battaniye gibi kaplıyor benliğimi beyaz kar taneleri... Üşüyorum, çırılçıplak kalmış hissediyorum bir tipi altında bedenimi. Fark etmiyor kimse donuyorum.

Saçlarım bembeyaz oluyor kardan, tek bir siyah tel görünmüyor, vücudum kardan adama dönüşüyor sanki...kalbimin hala attığını bilmesem kendimi bu sonsuz beyazlığın ve soğuğun içine bırakıp tüm duygularımın buz tutmasına izin vereceğim.

Haykırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor soğuktan, morarmış dudaklarımı açıyorum sonuna kadar avazım çıktığı kadar bağırıyorum, sadece ben duyuyorum sessizçığlığımı, sadece ben biliyorum bağırdığımı, karanlık ve soğuk içinde daha da ıssız hissediyorum kendimi.... Yapayanlız üşüyorum...

Gözüme bir kar tanesi takılıyor, ne kadar güzel ne kadar eşsiz... Diğer karlardan ayrı duruyor zaten ayrı olduğu için koruyabiliyor şeklini eşsizliğini....Kendi yanlızlığımı düşünüyorum ve sonkez hayran hayran bakıyorum Kar Tanesine erimeden önce....





16 Aralık 2011 Cuma

Biri Beni Mimledi

Ayyy çok heyecanlandım çünkü bu ilk, herşeyin ilki heyecan verir değil mi.... Sanırım ilk blog yazmaya başladığımda da böyle korkuyla karışık bir heyecan hissetmiştim şimdi de aynı hissi yaşıyorum bunun için teşekkürler deeptone .


Yaa beni nie böyle zor bir durumda bıraktın bu yanına kalmayacak :))) kızma şaka yapıorum daha önce evrenden birşey istemeyi düşünmemiştim bu yüzden zor ve uzun bir liste olacak benimkisi çünkü 12 şeyin yeterli olacağını sanmıyorum...


Mim konusu: Yeni yıldan istediğimiz 12 şeyi yazıyoruz.Sınırsız seçim hakkımız var.Buyrun hazırlayın listenizi, evrene duyurun sesinizi.Ardından da gönderiverin 12 kişiye..


işte benim listem:
- ilk olarka yılbaşında büyük ikramiyeyi kazanmak istiyorum. Bu konuda çok hayallerim var umarım gerçek olur evren sesimi duyuyormusun :)
-piyango bana çıktıktan sonra işimden ayrılıp dünya turuna çıkmak istiyorum ilk gitmeyi istediğim ülke de Japonya...
-Tekrar üniversiteye gitmek istiyorum. Bu sefer sınava falan girmeden hangi bölümü istiyorsam gidip kaydımı yaptırmak ve öğrenci olmak istiyorum.
- Beni gerçekten ben olduğum için hiçbir beklentisi olmadan sevecek ve benimde onu sevebileceğim birisi çıksın karşıma bu sene artık
-İstanbulun trafik sorununun bitmesini istiyorum. trafik olmasa yarım saatte gideceğim yere 2 saattte gitmek hergün işe geç kalmak gerçekten sinir ediyor beni..
- Dünyadaki bütün savaşların bitmesini ve insanlar birbirlerini öldürmemesini diliyorum.
-İnsanların susuzluktan ve açlıktan ölmemesini diliyorum. Gelişmiş ülkeler bu kadar zenginlik ve israf içinde yaşarken gelişmemiş ülkelerdeki insanların haline dayanamıyorum. sanırım dünya turu yaparken bütün paramı o ülkelerde açlık ve susuzlukla savaşmak için harcayıp beş parasız dönücem ülkeme...
-Piri reisin haritasının kayıp kısmı bulunsun ve haritanın sırrı çözülsün.gerçekten çok merak ediyorum o haritayı nasıl çizmiş :)
-Mayaların yaşadığı zamana gidip neden takvimlerinin 21 Aralık 2012 de bittiğini ve o tarihte ne olacağını sormak isterdim
-İngilizcemi geliştirmek ve Japonca öğrenmek istiyorum. Hatta dünyadaki bütün dilleri konuşabilmek isterim...
-Yüzüklerin efendisini serisini tekrar gösterime girmesini istiyorum evde dvdsi var ve 10 kez izlemişimdir belki ama tekrar sinemada izlemek istiyorum.
- Bu yıla damgasını vuracak bir buluş yapmak istiyorum hayal benim değil mi istiyorum işte istiyorum evren lütfen duy sesimi :)))



Mimlediklerim:

HYPATİA,Hayal Kahvem, Hayat'ın Kendisi, Defansif Matmazel, Dişi Realist, simgee,ASİ YAPINCAK, sonkartanesi, Pinkfreud, adamın biri, Bolat.




13 Aralık 2011 Salı

Erdal Eren

13 Aralık 1980, bu ülkede 17 yaşındaki bir çocuğun yaşının büyütülüp asıldığı tarihtir.

9 Aralık 2011 Cuma

KüçüK bir ÇocuK...

Geçen gün salonda kanepaye uzanmış düşünüyordum.
Ben ne zamandan beri böyle isyankar böyle nefret dolu ve hayata küskün olarak yaşıyorum...
Ve geçmişe yolculuğuma başladım zihnimde taaa çocukluğuma kadar indim gerçekten.
O zaman anladım bu psikologların insanın çocukluğundan ne istediklerini.


Çocukluğumuzda yaşadığımız şeyler günümüzde yaşadığımız ve anlam veremediğimiz pekçok sorunun, problemin sebebini ve çözümünü içinde barındırıyor.
Biliyorum kendi kendine uzun saatler boyunca düşünmek belki sorunlarıma bir çözüm olmayacak ama kendimi dinlemek bile mutlu edebiliyor bazen...



Bu düşüncelerle balıklama daldım çocukluğuma hatta bebekliğime.
Evet bebekliğime diyorum çünkü iki yaşımdaki bazı olayları bile hatırladığımı fark ettim çok şaşırarak.
Annemin beni emzirmeyi bıraktığı dönemdi aklımda küçük kareler halinde olaylar duruyor gerçekten.
Sonra iki yaşımda kaplıcaya gittiğimiz gün var ailecek birde kapadokyada bir deve görmüştüm çok süslü ve büyüktü ki aklımdan hiç çıkmamış...
hepsini hatırlıyorum hayretler içinde, görüntüler o kadar netki beynimde sanki o anı tekrar yaşıyorum.
Birde taşınmayla ilgili bir anı var bir kamyonun kasasında kaçak mülteciler gibi gidişimizi hatırlıyorum.


Bunları düşünürken fark ettim çokta kötü anımın olmadığını çocukluk yıllarıma ait.
Peki bendeki sorun neydi de ben bu kadar isyankar olmuştum.
Normal bir memur baba normal bir ev hanımı anne normal kardeşler sadece biraz kalabalığız...
dört kardeş olmayı hiç sevemedim hep neden tek olmadığımı düşünüp durdum çocukluğumda da şimdide sanırım aile planlaması pek yaygın değil o zamanlar..
ve memur maaşıyla ev geçinmeye çalışan bu yüzden bizim isteklerimize hiçbir zaman öncelik verilmeyen normal bir ev.


Bu şekilde film karesi gibi düşünüyordum çocukluğumu.
Ve birden altı yaşında okul bahçesinde oyuna daldığı için saati unutup annesini meraklandıran bir kızın anısı geldi gözlerimin önüne..
Sanırım o benim, evet evet hatırlıyorum oyun o kadar eğlenceliydi ki ne zamanın farkındaydık arkadaşımla ne de güneşin batmakta olduğunun.
Okulun bahçe kapısından içeri annem elinde kalın bir budaklı değnekle girip beni heryerim morarana kadar dövdüğü anda bile suçumun ne olduğunu anlayamıyordum.
Hayatımda hiç bu kadar acı çekmemiştim ve bu kadar ağlamamıştım o güne kadar, sadece acıdan değildi ağlamalarım annemin beni suçsuz yere dövmesini hazmedemiyordum içimde.
Sadece annemin beni ne kadar merak ettiğini heryerde beni aradığını duymuştum sinirli sesinin ve bağırmalarının arasında ama neden dayak yediğimi halaa anlayamamıştım.
Ben arkadaşımla anaokulunun bahçesinde oyun oynuyordum ve bu suç değildi...
Beni haksız yere döven annemden ilk defa o zaman nefret etmiştim, altı yaşındaydım, haksızlığa uğramıştım ve sonra devamı geldi tabii ki .....