Fazla ciddiye almayın şu hayatı; Nasıl olsa içinden canlı çıkamayacaksınız.
Gerçekten hayatı neden bu kadar ciddiye alıyoruz ki. Yoksa hayatı değil de diğer insanların hakkımızdaki düşüncelerinimi dikkate alıyoruz.Her sabah saatlerce aynanın karşısında makyaj yapmak, saç rengini şeklini değiştirmek için bütün günümüzü kuaförde geçirmek, o istenmeyen tüylerden kurtulmak için hiçbir erkeğin gönüllü katlanamayacağı acılara katlanmak, başka insanların hakkımızda kötü düşünmemesi için sürekli maskeler takıp bizi olduğumuzdan farklı tanımalarına sebep olmak. Neden bu kadar çaba sarf ediyoruz ki....
Kime neden beğendirmek zorundayız kendimizi. Neden umursuyoruz başkalarının bizi nasıl gördüğünü nasıl göründüğümüzü. Halbuki ne zaman yeni birisiyle tanışsak yeni bir ilişkiye başlasak çok klişe bi laf vardır; beni dış güzelliğin ilgilendirmiyor iç güzelliğin ilgilendiriyor derler. Halbuki o makyajı yapmasam öyle süslenip püslenip yanına gitmesem yüzüme bakarmıydın...King-kong bile sırf güzel olduğu için aşık olmadımı o kadına çirkin olsa ilk dakika mideye indirmişti kızı Kong..Kimse bana iç güzelliğin ne kadar önemli olduğu zırvasını anlatmasın bundan sonra...
Yüzüme taktığım o zoraki tebessümden sonra iş yerinden birisi demişti sen ne kadar mutlu ve huzurlusun diye.Halbuki içim kan ağlıyordu ve kimseye belli etmemek için gülümseyip hersöze espriyle cevap veriyordum. Neden böyle yapıyoruz neden hissettiklerimizi, aşklarımız, sevgilerimizi, kızgınlıklarımızı, nefretlerimizi insanların yüzüne haykırmak dururken yüzümüze sahte bir gülümseme takıp herşey yolundaymış gibi davranıyoruz.Yani en azından ben neden böyle davranıyorum...
Bu kadar zor mu kendimiz için birşeyler yapmak. Başkaları ne diyecek diye yaşamamak, diğerlerinin düşüncesini umursamamak...Neyse ben burda kaçıyorum evin yeni maskotu onu sevmem için klavyenin üstüne çıktı birascık Bihterimle oynuyayım.2 aylık bir kedi yavrusu aldık eve bütün üzüntümü ve kederimi alıyor hep gülümsüyorum onunla oynarken neşe kaynağım oldu benim...
29 Kasım 2011 Salı
23 Kasım 2011 Çarşamba
Ne yazacağıma karar verememiş boşboş bakıyorum ekrana... Hayatın beni neler yapmaya zorladığını mı yoksa dostlarımın attığı kazığı mı kendilerine sevgili diyen adamların iki sikip arkalarına bakmadan gidişlerini mi yazsam acaba diye düşünüyorum.
Ben kendimi yazmak istiyorum hislerimi göz yaşlarımı hayatımı ama nerden başlayacağımı bilemiyorum..
Aşık olduğum adamın beni görmezlikten gelmesi üzerine zilzurna sarhoş olana kadar içtim ve sonra içimde birikmiş olan bütün nefreti ve karanlığı göz yaşlarıyla kustum. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım.
Bazen ölmeyi o kadar çok istiyorum ki neden yaşadığımı yada yaşama amacımı sorguluyorum ve bir karar veriyorum:Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum...
Ben kendimi yazmak istiyorum hislerimi göz yaşlarımı hayatımı ama nerden başlayacağımı bilemiyorum..
Aşık olduğum adamın beni görmezlikten gelmesi üzerine zilzurna sarhoş olana kadar içtim ve sonra içimde birikmiş olan bütün nefreti ve karanlığı göz yaşlarıyla kustum. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım.
Bazen ölmeyi o kadar çok istiyorum ki neden yaşadığımı yada yaşama amacımı sorguluyorum ve bir karar veriyorum:Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum...
17 Kasım 2011 Perşembe
kankanın kazığı
Onu arkadaşımın düğününde tanımıştım. Gerçekten güler yüzüyle herkese sıcak davranmasıyla kibarlığıyla girmişti kanıma. Herkesle yakından ilgileniyor birşey söylediğinde dinliyor ve bir mıknatıs gibi bütün ilgiyi üstünde topluyordu. Eee bende uzak duramadım tabii ki.
İçimde ilk defa kaybettiğim bir hissi canlandırdı onun gülümsemesi. Resmen aşık oluyordum ama farklı şehirlerde yaşıyorduk ve benden iki yaş küçüktü. Tabii ki aşkta yaşında uzaklığında hiç önemi yok... Bende buna kendimi inandırmıştım.
Düğünden sonra bir şekilde telefonunu öğrenmiş ve arkadaşlık kurmuştuk ben herşeyin iyiye gittiğini düşünüyordum. Henüz açılamamamıştım ama bir umut vardı içimde. Onunda bana karşı boş olmadığını hissetmiştim ya da öyle olduğunu sanmıştım çünkü çok ilgileniyordu benimle tüm konuşmalarımızda hissediyordum bunu.
Çok uzun sürmedi bu pembe hayallerim çünkü ev arkadaşım yeni birisiyle çıktığını söyledi. Bilin bakalım bu sevgilisi kimmiş... Hemde ev arkadaşıma ondan çok hoşlandığımı ve aşık olmaya hazır olduğumu söyledikten sonra. Onlar sevgili oldu
Kendi durumuma mı yanayım yoksa ev arkadaşımın sevdiğim adamı elimden almasına mı karar veremiyorum.
Ne boktan bir dünya bu böyle. Ben çocuğa açılma planları yapıyorken ev arkadaşım sevgili olduklarını büyük bir mutlulukla bana açıklıyor. Allahım ben ne günah işledim ki beni her fırsatta cezalandırıyorsun.
Daha ben sevdiğim adamla kankimin sevgili olması fikrine alışamamışken birde ne göreyim çiçeği burnunda sevgililer bizim evimizde balayı yapıyorlar. Aynı yatakta yatıyorlar birlikte yemek yiyip birlikte yaşıyorlar ve benimde onların mutluluğuna eşlik etmemi istiyorlar.
Ev arkadaşım kankam dostum dediğim kişinin böyle davranması, sevdiğim adamın aşık olduğum insanın onunla sevişmesi ve benimde aynı evde yandaki oda da tek başıma yatıyor olmam cehennem bu değilde nedir?
Ben geceler boyu kaderime ağlarken neden benim başıma bu geldi derken bide neden mutsuz olduğumu anlamayıp beni eğlendirmeye çalışan arkadaşlarla doldu ev. O gece ölmeyi herşeyden çok istedim. Aslında sevdiğim adamın ve kankamın ölmesini istiyordum. Neden ben ölüyorum ki bana bunu yaşatanlar ölmeli değil mi...
Sonunda gitti evden ve ben rahat bir nefes aldım çünkü biraz daha klalsa kendimi kontrol edebileceğimi sanmıyordum. Bıçağı alıp ikisinide doğramamak için oldukça fazla çaba sarf etmem gerekti. İnsanların neden cinayet işlediğini şimdi daha iyi anlayabiliyorum.
Ben arkadaşıma bütün duygularımı söyledim. Belki biraz suçluluk duyarda o suratındaki mutluluktan uçuyorum ifadesi biraz silinir diye... Aynı evin içinde yaşıyoruz ama benim duygularımı tutamayıp ne hissettiğimi söylediğim günden beri yüzyüze gelmedik ev arkadaşımla. Sanırım o da anladı hatasını ama ikimizde brbirimizi görmemenin en iyisi olduğuna karar vermişiz gibi birbirimizden uzak duruyoruz.
Böyle olması iyi şimdilik çünkü onunla ne yapacağıma hala karar veremedim ve kendime hakim olamamktan korkuyorum ne yapacağıma karar verene kadar en iyisi bu...
yine aynı şey
Tam bu şehirden uzaklaşmalıyım kafamı dinleyip geçmişi unutarak dönmeliyim ve herşeye sıfırdan başlamalıyım dediğim bir zamanda çaldı telefonum. Bu kadermiydi? Ben artık kadere inanmıyorum
Beni görmüş beğenmiş tüm kalbiyle seviyormuş.Aradığı kişi benmişim bunca yıl kaderden falan bahsediyor bana. Ben daha yeni bir ilişkiden çıkmış dağılmış yağmalanmış halde telefondaki sesle konuşurken aklımdan hiçbirşey geçirmiyorum. Benim içimde küçük bir umut bile yok geleceğe dair.
Şuanda yola çıkıyorum müsait değilim diyorum kendini tanıtıp benden aşkımı isteyen adama. Sanırım biri benimle dalga geçiyor olmalı böyle salak bir tanışma hiç duymamıştım daha önce...
Tatildeyken iki kez daha konuşuyoruz çok aradı ama ben açmamakta ısrarlıyım çünkü kendimi toplamam kafamı dinlemem lazım. Hala beni ikna etmeye çalışıyor benim onun için çok değerli olduğumu söylüyor. Beni yerlere göklere sığdıramıyor kadermiş bu ilk görüşte aşk böyle bişeymiş söylediğine göre... ne kadar da kaptırmış kendini.
Şuan uzaktayım diyorum geldiğimde görüşürüz lütfen rahat bırak beni. Sonunda tatilim bitti ve ben yeni bir başlangıç yapmaya hazırım ne demek oluyorsa bu neyin yeni başlangıcı anlamıyorum hayat hala aynı monotonlukta sürüp gidiyor. Aynı can sıkıntıları aynı huzursuzluk aynı kalp kırıkları...
Tekrar telefonum çalıyor yine O. Tamam diyorum görüşelim bakalım ne istiyorsun anlayalım. Taksimdeyiz, beni nasıl gördüğünü nasıl telefonumu bulduğunu anlatıyor sanırım bişey çekmiş kafası güzel gibi konuşuyor ya da gerçekten saf benim inanacağımı düşünüyor yalanlarına.
Bende kendimden bahsediyorum her sözünde ne kadar uyumlu olduğumuzu söylüyor benim onun için ne kadar değerli olduğumu hatırlatıp duruyor. Gülüyorum içimden haline, inanmak istiyorum aslında söylediklerine ama ben insanlara güvenmemeyi öğreneli çok oluyor.
Hiç beklemediğim bir anda öpüyor beni dudaklarımdan. Anlamsız geliyor dudakları içimdeki boşluğun ne kadar büyük olduğunu anlıyorum. Söylediği onca şey siliniyo birden bana verdiği değer buymuş demek hayvani bir istekmiş diyorum. Daha ilk buluşmamız ve üstüme atlamaya hazır. Sanırım günümüzde sevgili olmak böyle oluyor ilk buluşmada kızın üstüne atlıyosun çok değerli ya aşıksın ya...
Beni eve bırakıyor nezaket gereği bi kahve içermisin diye soruyorum. Yüzünde o iğrenç gülümsemeyle kabul ediyor teklifimi. Sanki ben senin içinden geçenleri bilmiyorum. Neden ona tahammül ettiğimi anlamıyorum ama davette ettim birkere eve giriyoruz.
Ben suyu koyuyorum oda salonda oturuyor. Biraz konuştuktan sonra yapışıyor dudaklarıma hayvani ve durdurulamaz bir istekle beni kanepeye uzatıyor ve üstüme çıkıyor. Ben hiç karşı koymuyorum ama birşeyde hissetmiyorum acaba duygularımı mı yitirdim diye soruyorum kendi kendime. Ben sesimi çıkarmadıkça o ileri gidiyor giysilerimi çıkarmaya çalışıyor. Durduruyorum onu yeter bu kadar diyorum ne istiyorsun benden. Kahve içmeyeceksen gidebilirsin bugün başka birşey elde edemiyeceksin diyorum.
Hani bana değer verdiğini söylemiştin senin için ilk görüşte aşktı bu. Sen ilk buluşmakta beni yatağa atıp seviştikten sonra beni tanımazlıktan gelen diğer herkes gibisin diyorum. Bunun benim için hiçbir anlamı olmadığını söylüyorum.
Hala benim çok değerli olduğumu söylüyor. Normalde çok iradeliymiş beni o kadar çok benimsemişki kontrolünü kaybetmiş. Neden sana inanamıyorum diyorum beni yalan iltifatların ve güler yüzünle kandırma.
Birisine güvenmeyi o kadar çok istiyorum ki bana değer verdiğine onun için özel olduğuma inanmaya o kadar ihtiyacım varki sözler kalbime işliyor ama yinede inanamıyorum.
Defolup gitmesini istiyorum evimden ve hayatımdan. Bu tür oyunlarla harcıyacak zamanım yok benim. Eğer tek amacın benimle sevişmekse bunu söylemeliydin. Neden o kadar oyun ve yalanla beni kandırmaya çalışıyorlar ki. Benim duygularımın hiçbir önemi yoksa sadece kendini tatmin etmek istiyorsan neden bana inanmak istediğim şeyleri söyleyip ben inanıp seninle seviştikten sonra siktir olup gidiyorsun hayatımdan. Herkes aynı hep yalan hep yalan istediklerini elde ettiklerinde de hiçbirini yanımda bulamıyorum.
Uyuyamıyorum içimde yine o his var. Yeni yaralar oluşuyor kalbimde insanlara güvenmemekte ne kadar haklı olduğumu söylüyorum kendi kendime. O kadar istiyorumki birisine güvenmeyi içimdeki bu boşluğun yok olmasını o kadar çok istiyorum ki...
Tekrar arıyor kendine hakim olamadığı üçün özür diliyor. Aptallık ettim benim için çok önemlisin diyor. İnanmıyorum diyorum haklısın diyor.
Kapımda bir çiçek buluyorum notunda güzel sözler ve sonunda da beni affet yazıyor. Artık kimseyi affedemediğimi fark ediyorum. Affettiğim herkes aynı hatayı tekrar tekrar yapıyor neden onlara beni üzmeleri beni kırmaları için bir şans daha vereyim ki...
Beni görmüş beğenmiş tüm kalbiyle seviyormuş.Aradığı kişi benmişim bunca yıl kaderden falan bahsediyor bana. Ben daha yeni bir ilişkiden çıkmış dağılmış yağmalanmış halde telefondaki sesle konuşurken aklımdan hiçbirşey geçirmiyorum. Benim içimde küçük bir umut bile yok geleceğe dair.
Şuanda yola çıkıyorum müsait değilim diyorum kendini tanıtıp benden aşkımı isteyen adama. Sanırım biri benimle dalga geçiyor olmalı böyle salak bir tanışma hiç duymamıştım daha önce...
Tatildeyken iki kez daha konuşuyoruz çok aradı ama ben açmamakta ısrarlıyım çünkü kendimi toplamam kafamı dinlemem lazım. Hala beni ikna etmeye çalışıyor benim onun için çok değerli olduğumu söylüyor. Beni yerlere göklere sığdıramıyor kadermiş bu ilk görüşte aşk böyle bişeymiş söylediğine göre... ne kadar da kaptırmış kendini.
Şuan uzaktayım diyorum geldiğimde görüşürüz lütfen rahat bırak beni. Sonunda tatilim bitti ve ben yeni bir başlangıç yapmaya hazırım ne demek oluyorsa bu neyin yeni başlangıcı anlamıyorum hayat hala aynı monotonlukta sürüp gidiyor. Aynı can sıkıntıları aynı huzursuzluk aynı kalp kırıkları...
Tekrar telefonum çalıyor yine O. Tamam diyorum görüşelim bakalım ne istiyorsun anlayalım. Taksimdeyiz, beni nasıl gördüğünü nasıl telefonumu bulduğunu anlatıyor sanırım bişey çekmiş kafası güzel gibi konuşuyor ya da gerçekten saf benim inanacağımı düşünüyor yalanlarına.
Bende kendimden bahsediyorum her sözünde ne kadar uyumlu olduğumuzu söylüyor benim onun için ne kadar değerli olduğumu hatırlatıp duruyor. Gülüyorum içimden haline, inanmak istiyorum aslında söylediklerine ama ben insanlara güvenmemeyi öğreneli çok oluyor.
Hiç beklemediğim bir anda öpüyor beni dudaklarımdan. Anlamsız geliyor dudakları içimdeki boşluğun ne kadar büyük olduğunu anlıyorum. Söylediği onca şey siliniyo birden bana verdiği değer buymuş demek hayvani bir istekmiş diyorum. Daha ilk buluşmamız ve üstüme atlamaya hazır. Sanırım günümüzde sevgili olmak böyle oluyor ilk buluşmada kızın üstüne atlıyosun çok değerli ya aşıksın ya...
Beni eve bırakıyor nezaket gereği bi kahve içermisin diye soruyorum. Yüzünde o iğrenç gülümsemeyle kabul ediyor teklifimi. Sanki ben senin içinden geçenleri bilmiyorum. Neden ona tahammül ettiğimi anlamıyorum ama davette ettim birkere eve giriyoruz.
Ben suyu koyuyorum oda salonda oturuyor. Biraz konuştuktan sonra yapışıyor dudaklarıma hayvani ve durdurulamaz bir istekle beni kanepeye uzatıyor ve üstüme çıkıyor. Ben hiç karşı koymuyorum ama birşeyde hissetmiyorum acaba duygularımı mı yitirdim diye soruyorum kendi kendime. Ben sesimi çıkarmadıkça o ileri gidiyor giysilerimi çıkarmaya çalışıyor. Durduruyorum onu yeter bu kadar diyorum ne istiyorsun benden. Kahve içmeyeceksen gidebilirsin bugün başka birşey elde edemiyeceksin diyorum.
Hani bana değer verdiğini söylemiştin senin için ilk görüşte aşktı bu. Sen ilk buluşmakta beni yatağa atıp seviştikten sonra beni tanımazlıktan gelen diğer herkes gibisin diyorum. Bunun benim için hiçbir anlamı olmadığını söylüyorum.
Hala benim çok değerli olduğumu söylüyor. Normalde çok iradeliymiş beni o kadar çok benimsemişki kontrolünü kaybetmiş. Neden sana inanamıyorum diyorum beni yalan iltifatların ve güler yüzünle kandırma.
Birisine güvenmeyi o kadar çok istiyorum ki bana değer verdiğine onun için özel olduğuma inanmaya o kadar ihtiyacım varki sözler kalbime işliyor ama yinede inanamıyorum.
Defolup gitmesini istiyorum evimden ve hayatımdan. Bu tür oyunlarla harcıyacak zamanım yok benim. Eğer tek amacın benimle sevişmekse bunu söylemeliydin. Neden o kadar oyun ve yalanla beni kandırmaya çalışıyorlar ki. Benim duygularımın hiçbir önemi yoksa sadece kendini tatmin etmek istiyorsan neden bana inanmak istediğim şeyleri söyleyip ben inanıp seninle seviştikten sonra siktir olup gidiyorsun hayatımdan. Herkes aynı hep yalan hep yalan istediklerini elde ettiklerinde de hiçbirini yanımda bulamıyorum.
Uyuyamıyorum içimde yine o his var. Yeni yaralar oluşuyor kalbimde insanlara güvenmemekte ne kadar haklı olduğumu söylüyorum kendi kendime. O kadar istiyorumki birisine güvenmeyi içimdeki bu boşluğun yok olmasını o kadar çok istiyorum ki...
Tekrar arıyor kendine hakim olamadığı üçün özür diliyor. Aptallık ettim benim için çok önemlisin diyor. İnanmıyorum diyorum haklısın diyor.
Kapımda bir çiçek buluyorum notunda güzel sözler ve sonunda da beni affet yazıyor. Artık kimseyi affedemediğimi fark ediyorum. Affettiğim herkes aynı hatayı tekrar tekrar yapıyor neden onlara beni üzmeleri beni kırmaları için bir şans daha vereyim ki...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

